| " ADALET MÜLKÜN (DEVLETİN) TEMELİDİR " (Nizamülmülk) ww.online-avukat.com |
|
Bilgi ve Danışma İçin :
info@online-avukat.com
Online msngr : e-avukat@hotmail.com Online iletişim formu icin tıklayınız.. |
YARARLI BİLGİLER
DANIŞMA YÖNTEMİ
Avukatın, müvekkillerini, yargı merciileri önünde savunma görevinin yanı
sıra, hukuki sorunların çözümü konusunda müvekkillere görüş bildirme, başka
bir deyimle, "danışmanlık" görevi vardır. Danışma: İş sahibinin, hukuksal
sorunu konusunda, ücret karşılığında, baroda kayıtlı avukatın yazılı veya
sözlü düşüncesini almasıdır. Uygulamada yazılı danışmaya mütalaa, sözlü
danışmaya ise istişare denmektedir.
"Avukat ; Danışma
ile , müvekkiline doğru karar vermesi için hukuki problemin alternatif çözüm
yollarını her bir alternatifin yarar ve sakıncalarını gösterir. Uyuşmazlığın,
zorunluluk olmadıkça davaya dönüşmesini ve gereksiz çekişmeleri önler (1).
Bu yönden, avukatın danışmanlık görevi, en az savunma görevi kadar önemlidir.
Türkiye'de yakın zamana kadar sözleşmeler, sigara paketinin arkasına
yazılıyordu. Para piyasalarının geliştiği, yeni hukuksal enstrüman ve
kavramların yaratıldığı, para-kredi ilişkilerinin kompleks hale geldiği
günümüzde, artık iş sahipleri, hukuksal sorunlar, uyuşmazlık çıkmadan çözme
arayışına girmiştir; şirketler tarafından, contract analist , contract
manager, hukuk müşaviri vs. ünvanı ile, danışman hukukçu istihdamı
yaygınlaşmış, iş dünyasında; hukukçunun görevinin uyuşmazlıkta olduğu
anlayışı terk edilmeye başlamıştır.
Nitekim, konunun önemine binaen, avukatlık yasasının, avukatlık tekelini
düzenleyen 35. maddesinin 1. fıkrasında ; Kanun işlerinde ve hukuki
meselelerde mütalaa vermek..., yalnız barolarda yazılı avukatlara aittir
denilerek, hukuksal danışma yetkisi avukatlara hasredilmiştir (2).
Danışmadan verim alınabilmesi için, avukat-müvekkil görüşmesinin profesyonel
bir disiplin içinde yapılması gerekir, aksine davranış, müvekkilin hukukunu
olumsuz etkileyecek yanlış mütalaalar vermesine yol açabileceği gibi,
avukatlık mesleğine olan güveni sarsacak sonuçlar da doğurabilecektir. Hal
böyle olmakla birlikte, meslekdaşlanmız tarafından, danışmanın ciddiye
alınmadığı, biçim ve içerik olarak meslek kurallarına aykırı görüşmeler
yapıldığı olaylara tanık olmaktayız.
ll.-DANIŞMA MESLEK KURALLARI :
Avukatın , diğer mesleki faaliyetlerde olduğu gibi danışma görevinin
icrasında da, meslek kuralları çerçevesinde hareket etme yükümlülüğü vardır.
Genel meslek kuralları kuşkusuz, müvekkille görüşmede de geçerlidir. Ancak,
bazı meslek kuralları, doğrudan doğruya danışmanın biçimine ilişkindir.
Danışma ile doğrudan ilgili meslek kuralları şunlardır :
.
l.-Danışma Yapılacak Yer:
Bazı meslek kurallarının, kaynak bakımından diğerlerine göre hiyerarşik
üstünlüğü vardır. Gerçekten de bazı meslek kuralları kanundan kaynaklanırken,
bazıları ise; Türkiye Barolar Birliğinin idari düzenlenmesinden
kaynaklanmaktadır. Avukatın danışma yapacağı yerle ilgili meslek kuralı,
Yasa ile düzenlenmiştir. Avukatlık Yasanın; "danışma yapılması uygun olmayan
yerler' başlığını taşıyan 5I.ci maddesi şu şekildedir; "Avukatlar, baroda
yazılı olan bürolarından başka yer/erde, mahkeme salonunda veya adalet
binasının başka bir yerinde, iş sahipleri ile hukuki danışmada bulunmaktan
ve iş kabulünden yasaklıdırlar.
Yukarıdaki fıkra hükmü, avukatın özel olarak çağrılı olduğu ha//erde
uygulanmaz. "
Madde metninden açıkça anlaşılacağı üzere, kural olarak, danışma yapılacak
yer, avukatın baroda kayıtlı bürosudur. Danışmanın gerektirdiği gizlilik ,
disiplin ve konsantrasyon, danışmanın yapılacağı yerin Kanunla
belirlenmesini gerektirmiştir. Avukatlık bürosu da , yasayla düzenlenmiş,
resmi nitelikli bir yerdir. Gerçekten de, Avukatlık Yasasının 43.CÜ
maddesinde; " her avukat, levhaya yazıldığı tarihten itibaren üç ay içinde,
baro bölgesinde bir büro kurmak zorundadır. Büronun niteliklerini barolar
belirler" denilmektedir. Demek ki , danışma; yasa gereği baroya kayıtlı ve
baronun ön gördüğü nitelikleri taşıyan avukata ait büroda yapılacaktır.
"Maddenin ikinci fıkrasında ; avukatın özel
olarak çağrılı olduğu hallerde, avukatın baroda kayıtlı bürosu dışında,
danışma yapabileceği ön görülmüş ise de , maddenin yazımından da
anlaşılacağı üzere, bu bir istisnadır. Bilindiği gibi yasaların yorumunda
istisnalar dar yorumlanır. Bizce, Avukatın özel olarak çağrılı olduğu
danışmaya katılması için, iş sahibinin kabul edilebilir bir özrü (tutukluluk
vs.) olması gerekmektedir.
Avukatın bu meslek kurallarını ihlal ederek, her çağrıldığı yere iş alma
umudu ile koşup gitmesi, tesadüfen sokakta, adliyede, kahvede, otobüste
muhatap olduğu hukuksal sorunlara yanıt vermeye çalışması, hem bizzat
avukatın saygınlığını zedeler, hem de avukatlık mesleğine duyulan güveni
sarsar (3) . Bu şekilde yapılan danışma sonucu verilen mütalaaya güvenilemez.
2.-Sır Sak/ama Ödevi :
Avukatlık Yasası'nın 36. maddesinde ve Meslek Kurallarının 37. maddesinde
düzenlenmiştir. Avukat, danışma esnasında müvekkilinin, açıklanmamasında
yarar gördüğü ve başkaları tarafından önceden bilinmeyen bazı sırlara vakıf
olacaktır (4) . Avukatın, danışma dolayısıyla vakıf olduğu bu sırları
süresiz saklama yükümlülüğü vardır. Avukatlık Yasası'nın 36. maddesi aynen
şöyledir; "Avukatların kendilerine tevdii edilen veya gerek avukatlık görevi
gerekse Türkiye Barolar Birliği ve barolar organlarındaki görevleri
dolayısıyla öğrendikleri hususları açığa vurmaları yasaktır.
Avukatların, birinci fıkrada yazılı hususlar hakkında tanıklık edebilmeleri,
iş sahibinin muvafakatini almış olmalarına bağlıdır. Ancak bu halde dahi,
avukat tanıklık etmekten çekinebilir."
Meslek kurallarının 37. maddesinde de ; Avukatın, meslek sırrı ile bağlı
olduğu belirtilmiştir. Avukatın, sır saklama yükümlülüğünü ihlal etmesinin,
disiplin, cezai , hukuki yaptırımları söz konusudur.
l.-Karşı Tarafa Hukuksal Yardımda Bulunma Yasağı :
Karşı tarafa hukuksal yardımda bulunma yasağı , Avukatın genel sadakat
yükümlülüğünün özel bir görünümüdür. Bu meslek kuralı, hem yasa, hem de
meslek kuralları ile vaaz edilmiştir. Avukatlık Yasasının 38. maddesinin (b)
bendine göre; "avukat ; aynı işte menfaatı zıt
olan bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa teklifi reddetmek
zorundadır." Meslek Kurallarının 35. maddesine göre; avukat, aynı davada,
birinin savunmasına zarar verebilecek durumda olan iki kişinin birden
vekaletini kabul edemez. 36. maddede ise; bir anlaşmazlıkta taraflardan
birine hukuki yardımda bulunan avukatın çıkarı çatışan kimseleri temsil
etmesi yasaklanmıştır.
Burada vurgulanması gereken husus, meslek kurallarında avukatın karşı tarafa
hukuksal yardımda bulunma yasağına tabi olması için, iş sahibine" mütalaa
vermesi", "hukuki yardımda bulunması" yeterlidir. Davayı üstlenmesi gerekmez.
Başka bir ifade ile avukatın , iş sahibi ile danışma yapmasıyla, artık o
hususta çıkarı çatışan bir kişiye hukuki yardımda bulunması yasaktır.
4.-Görüşme Tutanağı Düzenleme ve Dosya tutma Ödevi :
, , '
Avukatın, yaptığı sözlü danışmalardan' gerekli saydıklarını bir tutanak ile
tespit etmesi, yazılı mütalaasına başvurulan' her husus hakkında da ,
düzenli dosya tutması gerekir. Avukatlık Yasası'nın; "Görüşmelere ait
tutanak" başlığını taşıyan 53. maddesinde; "Avukat, iş için yaptığı
görüşmelerden gerekli saydık/arını bir tutanak ile tespit eder. Tutanağın
altı, görüşmede bulunanlar tarafından imzalanır" hükmü getirilmiştir. Aynı
Yasanın 52. maddesinde de ; ii Avukat, üzerine aldığı her iş , yahut yazılı
mütalaasına başvuru/an her husus hakkında düzenli dosya tutmak zorundadır"
denilmektedir.
Her ne kadar Yasa , sözlü danışmada tutanak düzenlemeyi avukatın
insiyatifine bırakmış ise de , avukatın yaptığı her danışmada tutanak
tutması ve dosya düzenlemesi, diğer mesleki yükümlülüklerinin ifası
bakımından zorunluluktur.
5.-Güvence Verme Yasağı:
Avukatlık meslek kuralların 34. maddesinde; " Avukat, müvekkiline davanın
sonucu ile ilgili görüşünü açıklayabilir. Fakat bunun bir teminat olmadığını
özellikle belirtir" denilerek , avukatın , işin sonucuyla ilgili olarak, iş
müvekkile güvence vermesi yasaklanmıştır. Avukatın iş sahibine karşı
bağımsızlığını koruyabilmesi, hukuksal soruna, taraf psikolojisinden uzak ve
objektif olarak yaklaşabilmesi için, bu kurala riayet etmek yaşamsal
önemdedir.
6.-Danışmada Ücret Alma Mecburiyeti :
Danışma yapılmasıyla, iş sahibi ile avukat arasında avukatlık sözleşmesi
kurulur. Bu sözleşme gereğince, avukatın, yaptığı danışmadan,ücret alma
mecburiyeti vardır. Avukatlık Yasası'nın 163. maddesinin 5. fıkrasında; "
Dava, takip ve her türlü danışma ücretleri hakkındaki anlaşmaların yazılı
şekilde olması şarttır" denilmektedir. Eğer taraflar, danışma için önceden
yazılı bir sözleşme yapmamışlar ise, aynı maddenin son fıkrası gereğince,
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine J!öre danışma ücreti uygulanır.
Avukatın, ücretsiz danışma yapmak hak ve yetkisi yoktur. Asgari ücret
tarifesinin altında danışma yapan veya danışmada hiç ücret almayan avukatın
bu eylemi; Avukatlık Yasası 'nın 163 maddesinin 3. fıkrası gereğince
disiplin cezası gerektiren bir suçtur.
Hukuksal durum bu olmakla birlikte, uygulamada, yaptığı bir iş karşılığında
bir ücreti bilhassa danışma ücretini hak ettiğini düşünen avukat sayısı
oldukça azdır. Diğer ülkelerde, ekonomik olarak üst sınıfı oluşturan
avukatlar ülkemizde nerede ise orta sınıfın altına düşmek tehlikesi ile
karşı karşıyadır. Meslektaşlarımızın maalesef yılların emeği ile oluşan
birikimlerini, amatörce, sohbet malzemesi olarak kullandıklarına tanık
oluyoruz.
İş sahiplerinin haklarına, emeklerine sahip çıkan avukatlarımızın, kendi hak
ve emeklerini maalesef saygıları yoktur. Oysa, kendi hakkını arama medeni
cesaretine sahip olmayan biri başkalarının haklarını savunma mesleğini icra
etmemelidir. Ekonomik bağımsızlığı olmayan bir avukatın mesleki
bağımsızlığından söz edilemez Ücretsiz dava üstlenen veya danışma yapan bir
avukat, yalnız kendi mesleki hakkı üzerinde değil, tüm meslektaşlarının
hakkı üzerinde haksız tasarrufta bulunmaktadır.
III-DANIŞMANIN AŞAMALARI
Danışmanın somut hukuksal sorunu açısından, bir davadan farkı yoktur.
Danışma minyatür bir davadır. Avukatı, büyük mesleki yükümlülükler altına
sokan danışmadan verim alabilmesi ve mütalaalarda isabet sağlanabilmesi için
danışmanın belli bir yöntem izlenerek ve özenle yapılması şarttır. Bu
nedenle müvekkile yapılacak danışma toplantısının öncelikle planlanması
gerekmektedir.
1.-Danışma Hazırlığı Aşaması:
Bu aşamada, müvekkille yapılacak görüşmenin konusu, yeri, zamanı ve gündemi
belirlenir. Danışma, bir sohbet toplantısı olmadığına göre, belli bir
gündemi olmalıdır. Bu gündem, iş sahibinin belli, somut bir hukuksal
sorunudur. Danışmanın ve danışma sonucunda verilecek sözlü veya yazılı
mütalaanın sınırlarını , bu hukuksal sorun oluşturacaktır. Birbiriyle
bağlantısı olmayan, birden fazla hukuksal sorunun bir danışmada ele alınması
doğru değildir. Aynı şekilde, müvekkilin sohbet kabilinden soracağı, fiktif
hukuksal sorunların , danışma toplantısında yeri yoktur. Bu nedenle randevu
için yapılan görüşmede, avukat, danışmanın konusunu kabaca öğrenmeli ve
danışma esnasında konu dışına çıkılmasına izin vermemelidir.
Danışmanın, yeri, konusu, meslek kuralları bölümünde ele alınmıştır. Danışma
avukatın bürosunda yapılacaktır. Danışma için belli bir zaman ayrılmalıdır.
Avukat ve müvekkil, belirlenen zamanda danışma toplantısına başlamalı ve
belirlenen zamanda bitirmelidir. Danışma için ayrılan zamana, başka bir iş
sıkıştırılmamalı, hatta telefon görüşmesi bile yapılmamalıdır. Danışma
toplantısı tek bir celsede bitmeyebilir. Hukuksal sorunun zorluğu, olayın
aydınlatılması için bazı belgelerin incelenmesi lüzumu gibi nedenlerle,
danışma, birden fazla toplantıyı gerektirebilir.
Danışmanın, bizzat yapılması gerekir. Avukat , danışma işini, bir başkasına
(yardımcısına veya başka bir hukukçuya) bırakamaz. Avukat , danışmanın tüm
aşamalarında iş sahibi ile bizzat temas kurmalıdır. İş sahibi de, danışmaya
yalnız (eğer hukuksal sorun birden fazla kişiye ait değilse) iştirak
etmelidir.
Genellikle, iş sahipleri, danışma toplantısında, ailelerinden veya
arkadaşlarından birine ihtiyaç duyarlar. Ancak bunun pek çok sakıncası
vardır. Her şeyden önce, iş sahibi, olayı anlatır iken oto sansür
uygulayabilir, refakatçısından gizli tutmak istediği bazı olguları,
avukattan da gizleyebilir. Diğer yandan; toplantıda, iş sahibinden başka
birinin varlığı, danışma için gerekli konsantrasyonu bozar.
Daha sonra tartışmalara neden olmamak için, danışma toplantısına başlamadan
yazılı olarak ücret kararlaştırılmalı ve tahsil edilmelidir.
l.-Danışma Aşaması:
Danışma hazırlığı aşamasında, belirlenen gün ve saatte danışma toplantısına
başlanmalıdır. Danışma aşaması, bir kaç alt aşamadan oluşur;
Olguların Saptanması hukuksal sorunun çözümündeki ilk basamak; somut
hukuksal sorunun dayandığı olguların; tam, doğru ve bütün olarak
saptanmasıdır. Avukat, bu aşamada, iş sahibinden, hukuki sorun ile ilgili
vakıa ve delilleri toplar. Hukuksal sorunun doğru ve kalıcı çözümü olgular
hakkındaki eksiksiz bilgi ile mümkündür. Olgular, iş sahibi tarafından eksik
ve yanlış sunulmuş ise, avukat , meslekte ne kadar tecrübeli ve bilgili
olursa olsun doğru mütalaa veremez. Ünlü bir vecizede belirtildi gibi" fetva,
anlatışa göre verilir".
Avukat , olguları, danışma toplantısı esnasında müvekkilden öğrenir.Avukatın
müvekkile karşı dürüst olması nasıl zorunluluksa , müvekkilin de avukata
dürüst davranma mecburiyeti vardır. Müvekkil, hukuksal yardım istediği her
konuda, olgu ve delilleri eksiksiz bildirmelidir. Müvekkil, avukatın
olguları aydınlatıcı her sorusuna doğru ve eksiksiz cevap vermelidir. Hal
böyle iken, avukat ve müvekkilin olaya bakış açılarının farklılığı,
müvekkilin olayın psikolojik etkisi altında oluşu, hukuksal bilgi eksikliği
nedeni ile önemliyi önemsizden ayırt edebilmesi gibi nedenlerle, bilmeyerek
veya çıkarlarını o yönde gördükleri için, kasten, olguları eksik veya yanlış
bildirebilirler. Hukuksal sorunun çözülmesini isteyen müvekkil, bazı
hususlarda bilgi ve belge vermeyi gerekli görmeyebilir. Müvekkil açısından
önemli sayılan hususlar, çoğu kez hukuksal açıdan üzerinde durulmasına gerek
olmayan sadece hissi, ailevi veya mesleki anlam taşıyan ayrıntılar olabilir
(5).
Hatta olguların eksik veya yanlış sunulması rizikosu, hukukçu tarafından
sunulan problemlerde bile söz konusu olabilir. Bunun nedeni, danışman
avukatın vakıaya bakış açışı ile, problemi sunan hukukçunun bakış açısının
farklı olmasıdır. Problemi avukata sunan hukukçuda , diğer müvekkiller gibi,
olguların duygusal etkisi altındadır.
Bu nedenlerle, avukat , danışmanın bu aşamasında, mesleğe özgü bazı
yöntemleri kullanarak müvekkilden. olguları tam, doğru ve bütün olarak
öğrenmeye çalışmalıdır.
A.-Müvekkilden Sözlü Bilgi Alma :
.Avukat olgular
müvekkilden öğrenirken nasıl bir yöntem izlemelidir ? Amerikalı Avukat Roy
Cohn , bu konuda uyguladığı yöntemi şöyle anlatmaktadır (6) ; " Belli
davalarda izlediğim paket stratejim vardır. Bunlar, çok basit temel
stratejilerdir. Ben boşa zaman harcayamamam. Örneğin.. Bir boşanma davasında
kadın gelir ve hikayesini 1935 ten başlayıp anlatmak isterse, ben, i bütün
bunları bırakın, sadece dinleyin, soruları ben soracağım. Bana hayatınızı
anlatmayın, ben soracaklarımı bitirdikten sonra, bilmemi istediğiniz bir şey
varsa onları anlatırsınız ' derim. Beş veya on dakika süre ile tekrar
birleşmeniz mümkün olmaz mı? Ne diişünüyorsunuz boşanmak mı yoksa bir süre
ayrı kalmak mı ? Çocuklarınız var mı ? , Geliriniz ne kadar ?, Onun ki ne
kadar ? gibi sorularla hayatları hakkında birtakım şeyler öğrenebilir ve
genellikle de meselenin temeline ulaşarak nereye gidebileceğini görebilirim.
"
Olguların öğrenme huşusunda , Roy Cohn'un metodundan yararlanabiliriz.
Avukatın mümkün mertebe müvekkilinin dürüst davranışını temin etmesi; bu
konuda müvekkiline telkinde bulunması gerekir. Müvekkilden sözlü bilgi alır
iken, bilgi ve tecrübesi ne olursa olsun, onun olguyu anlatış tarzına,
nitelendirme ve değerlendirilmesine güvenilmemeli; olguları tespit işlemine,
her defasında yeniden başlanarak; çeşitli sorularla tatmin oluncaya kadar,
bilgi toplama aşaması sürdürülmelidir.
Olguların öğrenilmesinde avukat konuşan değil; sorucu ve dinleyici
konumundadır. Bu nedenle avukatın soru sorma tekniğini özümsemiş olması
gerekir.
B.-Soru Sorma Tekniği
:Yaşamımızın büyük
bir bölümü soru sormakla geçer. Ancak, pratik hukukta soru sormanın özel ve
önemli bir yeri. vardır. Bu nedenle, profesyonel bir hukukçunun , farklı
soru tiplerini, bu soruların ne tür yanıtlar getireceğini bilmesi ve sorulan
etkin kullanma becerisini kazanması gerekir. . .
a.-Açık Uçlu Sorular:
Müvekkilin düşüncelerini öğrenmek, gönüllü olarak daha çok bilgi vermesini
temin etmek veya olayı anlatmasını istemek için, açık uçlu sorulardan
yararlanılır. Açık uçlu sorular ,
yanıtı tek heceden ibaret olmayan sorulardır. Daha fazla bilgi toplamak için
kullanılan bu tür sorularda, etkiyi arttırmak için vücut dilinden de
yararlanılmalı, iş sahibinin düşüncesi ile ilgjlendiğimiz anlaşılmalıdır.
Neden, niçin, nasıl gibi soru sözcükleri ile başlayan bu soruların cevabı
açıktır. Müvekkilin, bu sorulan nasıl yanıtlayacağı önceden belli değildir.
Avukatın, açık uçlu soruyu sorduktan sonra susması ve müvekkilin cevap
vermesine fırsat tanıması gerekir. Açık uçlu sorular, iş sahibini konuşmaya
zorlar, hukuksal sorun hakkında geniş bilgi sağlar, karşınızdaki kişinin
düşünceleriyle ilgilendiğinizi gösterir. Müvekkil , kendisinin önemsendiğini
hisseder, tartışmanın gelişmesi üzerinde avukata insiyatif sağlar ve
anIayışlı bir kişi olduğunuz intibaını verir.
Açık uçlu sorular sormanın en büyük sakıncası, yanıtlayanı özgürce konuşmaya
yüreklendirmek isterken gerektiğinden fazla ve konu dışı konuşmasına yol
açmasıdır. Bu durumda, avukatın konuşmayı ustaca yönlendirerek , asıl
mecrasına sokması gerekir.
b.-Kapalı Uçlu Sorular
Müvekkili, cevap verir iken kısıtlayan, genellikle bir kelimeden veya bir
cümleden ibaret cevap vermesini sağlayan sorulardır. Bu tür soruların
sorulmasında amaç. görüş:mey: esas amacına yönlendirmek, önemli bir noktanın
açığa çıkmasını sağlamak, özel olgu ve bilgileri sağlamak olabilir.
c.- Yönlendirici Sorular
Karşımızdakinden belli bir cevap vermesini istediğimiz zaman veya böyle bir
cevap beklediğimizde, yönlendirme sorularından yararlanılır. Bu sorular,
daha çok müvekkilin bizimle aynı düşüncede olmasını sağlayacak nitelikteki
sorulardır. Yönlendirme soruları, kapalı uçlu soruların değişik bir
uygulamasından ibarettir.
C-Belgelerin Sağlanması
:Müvekkilden alınan
sözlü bilgiler doğrultusunda, hukuksal sorunla ilgili tüm resmi ve özel
belgelerin sağlanması ve incelenmesi gerekir. Belgelerin tümünü sağlamadan,
hukuksal değerlendirmeye girmek, yanlış mütalaaIara yol açabilir. Eğer
müvekkil, danışma toplantısına, ilgili belgelerin tamamını getirmemiş ise
toplantı ertelenmeli ve müvekkilden belgeleri (asılları) gelecek toplantıya
hazır etmesi istenmelidir.
3.-Hukuksal Değerlendirme :
Avukat , hukuksal sorunun dayandığı olguları iyice kavradıktan sonra, çözümü
gereken hukuksal soruları saptayacak , kalıcı ve doğru çözümleri bulmaya
uğraşacaktır. Bazı hukuksal sorunların teşhisi ve çözümü hemen yapılabilir.
Ancak, olayların çoğunda, ciddi ve uzun çalışmalar yapılması gerekir.
Hukuksal değerlendirme, günler, hata haftaIar alabilir. Bu durumda, büro
çalışması için, toplantıya' ara verilmesi gerekir. Avukat olarak hukuksal
problemi n çözümü, özel bir yöntem gerektirir. Bu husus, başka bir yazının
konusu olabilecek kadar geniş olduğundan , bu kadar değinmekle yetiniyoruz
(7).
4.-Yol Gösterme ve Tavsiyede Bulunma
Hukuksal sorunun çözüm yolları saptandıktan sonra, müvekkile yazılı ve sözlü
olarak hukuki çözüm yollarının gösterilmesi ve tavsiyelerde bulunulması
gerekmektedir. Avukat bu aşamada müvekkiline, isabetli karar verebilmesi
için hukuki sorunun muhtelif çözüm yollarını, alternatif çözümleri, bunların
yarar ve sakıncalarını anlatmak zorundadır. Avukatın, zorunluluk olmadıkça,
hukuki sorunun dava haline dönüşmesini engellemesi gerekir. Dava açmadan, iş
sahibinin hakkını korumak olanaksız gözüküyorsa , avukat, davayı
üstlenebileceğini söylemelidir.
Avukat, tavsiyede bulunur iken, kısa , öz ve yeterince açık konuşmalıdır.
Avukat, davanın teknik ayrıntılarına kesinlikle girmemelidir. Ne yapılması
gerektiği anlatılmalı, fakat nasıl yapılacağı anlatılmamalıdır. Yol
göstermede ve tavsiyede bulunma aşamasında yapılacak hatalar , davadan önce
müvekkil kaybetmenize yol açabilir. Değerli Meslek Ustası Av.Ali Haydar
Özkent , "Avukatı Kitabı" adlı çok değerli eserinde, "son fasıl' adı altında
kaleme aldığı; "Genç Avukatlarla Gizli Konuşmalar' bölümünde, bu hususta çok
değerli öğütler vermektedir :
.
ii 902-Çabuk Açılıp Dökülmeyiniz. Bu meslekte saçlarını ağartmış , her
kıssadan bir hisse çıkarmış, her telden bir ses işitmiş olan eskilerin bu
alanda söyledikleri ikinci bir söz de , size bir dava vermek isteyenlere
çabuk açılıp dökülmemenizdir. Yazıhanenizin kapısı açıldı. Tanıdığınız veya
tanımadığınız bir iş sahibi içeriye girdi. Yer verdiniz, oturarak işini
anlatmaya başladı. Ara sıra sizden fikir soruyor. Haklı değil miyim? Şu
delile ne dersiniz?Elimde bu ibra varken davayı kazanamaz mıyım ? İşin ruhu
buradadır. Bülbül gibi ağzını açar ve ona yerden göğe kadar haklı olduğunu,
bu davasını şu kadar zamanda kazanmanın işten bile olmadığını söylerseniz
her şeyi kaybettiniz. Bir kere bütün vesikaları, ilgili kanun maddelerini
tetkik etmeden, adamcağıza büyük ümitler vermekle, bir meslek hatasına, en
yumuşak tabir ile .. yemek yemeden yemiş yiyen çocuğun hareketlerine benzer
bir hafıflikte bulundunuz.
İş sahibi zeki bir adam ise, sizin bu hafifliğinizi görerek itimadı
sarsılmıştır. Mühim
bir işi mümkün değil size tevdi etmez. Sonra, iş sahiplerinin çoğu
zannettiğinizden kurnazdırlar. Sizden alacağını aldıktan sonra, çok defa
gider ve bir daha semtinize uğramazlar. Yahutta o işin hakkı olan ücretten
pek azını teklif ederler. Çünkü ellerine silahı siz verdiniz. Bu davayı
kazanmanın pek kolay olduğunu uzun sürmeyeceğini , paraları çatır çatır
tahsil edeceğinizi daha beş dakika evvel siz söylediniz. Kanunun filan
maddesinin kendisine hak verdiğini, mahkeme veya icra huzurunda şöyle derse,
işinin lehine gideceğini, öğrenmiştir. Zaten avukat hakkında 'yel alıp
rüzgar satan adam' diye bulanık bir fikir taşıyor. İki satır yazı yazacak ,
iki de laf söyleyeceksiniz. O laf/arı da ona öğretmiş bulunuyorsunuz. Artık
size ne diye itimad edecek ve istediğiniz parayı verecektir?
Onun için boş boğazlılıktan sakınınız. Kim olursa olsun, iş sahibine çabuk
açılıp saçılmayınız. Layihada yazacağınız ve mahkemede söyleyeceğiniz
sözleri daha davasını almadan ve kitap karıştırmadan o adama söylemeyiniz...
İşi dinledikten sonra mümkünse delillerini isteyiniz, hadiseyi biraz
derinleştiriniz. Davasını kazanacağınıza dair sizde bir kanaat oluşmuşsa,
işi üzerinize alabileceğinizi söyleyiniz. Pek sıkıştırırsa, yahut aranızda
şöyle böyle bir dostluk varsa, bazı prensiplerden müphem ve umumi suretle
bahsediniz. Fakat, zinhar açılıp dökülmeyiniz. Bu suretle kendisine daha
ziyade itimad vermiş, fakat her şeyi öğretmemiş olursunuz. İşi aldıktan ve
Ücret sözleşmesini yaptıktan sonra, fırsat düştükçe, daha fazla
konuşabilirsiniz “. (8)
Hemen belirtelim ki Avukat, iş sahibine, muvazaa ve kanuna karşı hile
niteliğinde tavsiyelerde bulunamaz. Avukat, ancak temiz ve dürüst hukuksal
çözümler önerebilir (9) . Aksine bir davranış, avukatlık ünvanının
gerektirdiği saygı ve güvenin ihlali niteliğindedir. (Av. Y.md.34)
A.-En güvenilir Çözümün Önerilmesi:
Avukat, iş sahibine; problemin çözümü ile ilgili tavsiyelerde bulunurken en
güvenli ve amaca en uygun yolu önermekle yükümlüdür (10). Örneğin, danışma
konusu yapılacak bir sözleşmenin geçerliliği için, yazılı şeklin yeterli
olup olmadığı konusunda uygulamada tereddüt varsa, avukat en güvenli yol
olarak resmi şekli önermelidir.
B-Dava Riskine Dikkat Çekme
:Avukat, danışma
sonucunda, çözümün dava yolu ile sağlanacağı kanısına varabilir. Bu durumda
iş müvekkile, davadaki başarı şansı konusunda tahminde bulunması
gerekecektir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, avukat, üstleneceği davada,
sonucu garanti edemez. Ancak, davada baştan olasılığını tahmin etmek ve bu
konuda müvekkili bilgilendim1ek zorundadır. Avukat, davada başarı şansını
düşük görmekte ise, bunu iş müvekkile muhakkak açıklamalıdır.
Avukatlık Yasasının 38. maddesine göre; avukatın , haksız ve yolsuz bulduğu
işleri reddetmesi gerekir. İş haksız ve yolsuz olmamakla beraber, avukatın ,
yaptığı hukuksal irdeleme sonucunda, dava da hiç başarı şansının olmadığını
saptaması halinde, müvekkilin muvafakatı ile dahi, o davayı üstlenmemesi
gerekir (11).
C-Masraf Riskine Dikkat Çekme :
.Avukatın, açılacak
davanın yürütülmesi sırasında yapılacak masraflar konusunda, bilhassa
müvekkil; yapılacak masrafa göre dava açıp açmamaya karar verecek ise,
müvekkili aydınlatması gerekir. Ayrıca davanın kaybedilmesi halinde, dava
masraflarım ve karşı taraf avukatlık ücretini ödemek zorunda kalacağı
konusunda müvekkil uyarılmalıdır.
Açılan dava kazanılsa bile davadan elde edilmesi umulan menfaati fiilen
sağlamak mümkün değilse (örneğin, alacak davasında, davalıdan tahsile karar
verilen meblağı davalının karşılamaya yetecek mal varlığının olmaması) , ya
da bu konuda bir riziko varsa, bu durumunda iş müvekkile bildirilmesi
gerekir.
S.-Danışma Tutanağının Düzenlenmesi ve Kapanış:
Yazılı danışmalarda hazırlanan mütalaanın müvekkile tevdii ile danışma sona
erer. Sözlü danışmada "ise, son aşama, danışma tutanağının düzenlemesidir.
Daha öncede belirttiğimiz gibi avukatın, yaptığı danışmalardan gerekli
gördüklerini tutanakla saptaması, Kanunla ön görülmüş bir meslek kuralıdır.
Avukatın sır saklama" ve" menfaati zıt tarafa hukuki yardımda bulunmama
yükümlülükleri ancak yapılan danışmalarda tutanak ve dosya tutulması ve
bunların muhafazası ile mümkündür.
Avukata müvekkil arasında, ileride çıkması muhtemel uyuşmazlıkları önlemek
bakımdan tutanak tutulması zorunludur. Tutanak düzenleme aşamasında
bittikten sonra, danışma toplantısı kapatılmalıdır. Bu aşamadan sonra, işle
ilgili veya iş konusu dışında, sohbet , hem yersiz hem de awkat müvekkil
ilişkileri bakımından tehlikedir. Danışma tamamlandıktan sonra avukat
toplantıyı uygun bir biçimde bitirmelidir. .
ANKARA BAROSU DERGİSi
1998/2 Syf.34-44
